Ara
  • Sumru Aktas

Vergi Olgusu ile Temel Hak ve Hürriyetler

En son güncellendiği tarih: 2 Şub 2019

Av. Sumru AKTAŞ


Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru Türk hukuk sisteminde henüz çok yeni bir kurumdur. Bu yazıda bireysel başvurunun vergi olgusuyla ilişkisi incelenecektir ve şu temel sorunun cevaplanmasına çalışılacaktır: Bireysel başvuru vergi olgusuyla ilintili hangi temel hak ve hürriyetlerin ihlali iddiasıyla yapılabilir?


Bireysel başvuru yerleştiği ülkelerde hak ihlallerinin ülke yargısı içinde giderilmesine hizmet eder. Böylece bu ülkelerden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine giden dava sayısında önemli bir azalma meydana gelmektedir. Kanaatimce; temel hak ve hürriyetlerin kullandırılmasında ülkeler vatandaşlarına karşı birinci derece sorumlu olmalıdırlar. Bu açıdan bakıldığında bireysel başvurunun gerekliliği daha iyi anlaşılacaktır.


Asıl sorumuzun da bir unsuru olan "temel hak ve hürriyetlerin ihlali" bireysel başvurunun maddi unsurlarındandır. Bu unsur Anayasa Mahkemesi iç tüzüğünde "başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiası" hükmüyle ortaya konmuştur. Ancak hükümde yer alan ‘‘temel hak’’ ifadesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin konusunu oluşturan hakları ifade etmektedir. Dolayısıyla Anayasamızda yer alan temel hak ve hürriyetler ancak beyannamenin kapsamına girdikleri takdirde bireysel başvuruya konu edilebilirler.


Vergi olgusunun temel hak ve hürriyetler ile ilintisinin tahlil edilebilmesi için öncelikle vergi kavramına açıklık getirmek gerekir. Vergi olgusunu nasıl tanımladığımıza göre ilişkinin görünümü değişiklik gösterecektir. Verginin tanımları onu tanımlayanın tabi olduğu vergilendirme sistemine göre farklılık gösterdiği gibi aynı ülke vatandaşları bile ortak bir tanım üzerine anlaşmakta zorlanırlar. 21.02.2000 tarih ve 23971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan E.1996/75, K.1997/50 numaralı Anayasa Mahkemesi kararının;

‘‘Devletin...kamu hizmetlerini yerine getirebilmesi için bu hizmetlere karşılık olan kaynakları vergi koyma ve alma yetkisini kullanarak sağlaması gerekmektedir.’’

hükümleri, verginin kamu hizmetlerinin finansmanını sağlama işlevine işaret etmektedir. Bundan hareketle vergiyi kabaca; kamu hizmetlerinin karşılanması amacıyla kamu otoritesinin, kamu gücüne dayanarak kişi ve kurumlardan ödeme güçleri ölçüsünde topladığı para olarak tanımlayabiliriz.


Türk idare hukukunun kurucusu Prof. Dr. Sıddık Sami ONAR’a göre kamu hizmetinin amacı; genel ve kollektif ihtiyaçları karşılamak ve tatmin etmektir. ‘‘Genel ve kollektif ihtiyaçlar’’ ise fikrimce soyut düzlemdeki temel hakların kullanımının somut görünümlerinden ibarettir. Şöyle ki; eğitim almak genel ve kollektif bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç, eğitim hakkının maddi dünyadaki yansımasıdır.


Verginin kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla alındığını, kamu hizmetinin genel ve kollektif ihtiyaçların karşılanmasını ifade ettiğini ve bu ihtiyaçların temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının somut görünümü olduğunu söyledik. Öyleyse vergi temel hak ve hürriyetlerin hepsiyle ilintilidir. Evet, sadece mülkiyet hakkıyla değil, adil yargılanma hakkıyla değil, vergiden bahsettiğimizde aklımıza hiç gelmeyen bir hakla da ilintisi kurulabilir vergi olgusunun. Örneğin; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ilk bakışta vergiyle ilgisi kurulamayabilir. Şöyle düşünelim: Biz, anayasanın 73. maddesi uyarınca vergi ödevine sahip Türk vatandaşı bir grubuz. Yine anayasa uyarınca gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını haiziz. Bu hakkımızı kullanmamız toplanıp gösteri yapmamızla mümkün olur. Hakkımızı layıkıyla kullanabilmek için gösteri yapacak alana ve bizi karşıt görüşlerden koruyacak kolluk teşkilatına ihtiyaç duyarız. Bu bizim kollektif ihtiyacımızdır. Devletin bu ihtiyacımızı karşılamak amacıyla bize alan sunması ve polisleri etrafımızda organize etmesi kamu hizmetidir. Vergi ödevine sahip biz göstericiler ödediğimiz vergilerle kamu hizmetlerine finansal kaynak oluşturmuyor muyduk? Öyleyse vergi ödememizle bu kamu hizmetinden yararlanmamız arasında ilinti mevcuttur. Örneklerimiz arasına vergi ile ilintisi daha kolay anlaşılabilecek, sağlık hakkını ekleyebiliriz. Şöyle ki; sağlık hakkımızı kullanabilmek için yakınımızda bir sağlık kuruluşuna ihtiyaç duyarız ve bu kuruluşun devlet eliyle kurulumu ve sürekliliği için vergilerimiz finansal kaynak oluşturur.


Her Türk vatandaşının, yükümlüsü olduğu vergi dolayısıyla, temel hak ve hürriyetlerini layıkıyla kullanabilme beklentisinin olması doğaldır. Bunların ihlalinin yargı sistemi içerisinde giderilememesi kişide ödediği verginin boşa gittiği hissini uyandırabilir. Tüm yargı yolları tüketilip ihlalin giderilemediği böyle durumlarda bireysel başvuru verginin işlevini yerine getireceği yönünde bir umut olacaktır.


Toparlayacak olursak; tıpkı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkında olduğu gibi tüm temel hak ve hürriyetlerimiz bir ihtiyacımıza karşılık gelir. Bu ihtiyaçlarımızın karşılanması için idare kamu hizmeti faaliyeti yürütür. İdare bunun finansmanını ödediğimiz vergilerden sağlar. Öyleyse bireysel başvuruya konu edilebilecek, İnsan Hakları Beyannamesi’nin kapsamına giren her temel hak ve hürriyet vergi olgusu ile ilintilidir.

53 görüntüleme0 yorum